GENEL BAŞKAN YARDIMCILARI ANKARA 3 NO’LU ŞUBE’NİN İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDI.

Genel Başkan Yardımcıları M. Yaşar Şahindoğan ile Cengiz Kocakaplan Ankara 3 No’lu Şube’nin İstişare Kurulu toplantısına katıldı.

“Yüz Akı Dünümüzle, Onurlu Yarınlara” temasıyla düzenlenen İlçe Temsilcileri İstişare Toplantısında İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Ankara 3 No’lu Şube Başkanı Ertekin Engin ve şube yönetim kurulu üyeleri, şube kadın komisyonu üyeleri ile ilçe ve işyeri temsilcileri de hazır bulundu.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Kocakaplan, 15 Mayıs yetki dönemine işaret ederek, “Türk Eğitim-Sen, eğitim iş kolunda Türkiye’nin en etkili sendikasıdır. Şimdi sıra etkili olan sendikamızı, yetkili yapmaya geldi. Toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarını pazarlayanları değil, kamu çalışanlarının hak ve emek mücadelesine tuğla koyanları, onlar için mücadele edenleri, sahaya çıkanları ödüllendirin. Türkiye’nin en güçlü, en etkili sivil toplum örgütü ve sendikası olan sendikamızın yeniden yetkili sendika olması için elinizden gelen her türlü desteği yapacağınızdan hiç şüphemiz yok” diye konuştu.

Toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarının nasıl pazarlandığını anlatan Kocakaplan şunları kaydetti: “2012 yılı mayıs ayında yapılan ve  2012- 2013 yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri başladığında, kamu işveren kurulunu yüzdelik zam tekliflerinde hiç esnememesi ve mesafe alınacak gibi görülmediğini ve yetkili sendikanın da acziyetini gören  Genel Başkanımız Memur-Sen ve Kesk’e ‘Gelin beraber grev yapalım’ diye teklifte bulunmuştu. Memur-Sen bu teklifi reddetmişti. Konu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK )’na intikal ettirilmiştir. 25 Mayıs 2012 günü Kurul ilk toplantısını yaptı. İşveren tarafının Kurula getirdiği tekliflerin, sendikaların beklentilerinin çok altında olduğunu gören Genel Başkanımız, sendikalara Kuruldan çekilme ve topu Hükümetin kucağına bırakma teklifini götürdü. KGHK 11 üyeden oluşmaktadır. Kurulun karar alma yetisine sahip olması için en az sekiz üyenin toplantıda hazır bulunması gerekir. Aksi durumda Hakem Kurulu işleyemez ve karar alamaz. İşte bunu sağlamak için Genel Başkanımız KESK ve Memur-Sen üyeleriyle birlikte toplantıya katılmayarak Kurulu kilitlemeyi amaçlamıştı. Bu sağlanmış olsaydı, ücret artışlarını kucağında bulan Bakanlar Kurulu, belki daha toleranslı davranmak durumunda kalacaktı. Buna rağmen Memur-Sen, bu davete katılmamış ve toplantıya girerek Kurulu çalıştırmış ve 2012 yılı için yüzde 4+4 ve 2013 yılı için de yüzde 3+3 maaş artışlarını Kurul kararı olarak tescil ettirmiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki; KGHK’na Memur-Sen adına katılan akademisyen üye işveren tarafının masaya getirdiği ilk maaş zammı teklifine evet oyu vererek, sendikal mücadele tarihinde eşine rastlanmayacak bir duruma vesile olmuştur. 

2013 yılı toplu sözleşmesi tarihin en hızlı imzalanan toplu sözleşmesi oldu. Kamu çalışanları maalesef 123 TL’ye masada satıldı. 2015 yılı toplu sözleşmesine geldiğimizde kamu çalışanlarına büyük bir kazık atıldı. O da enflasyon farkı oyunudur. 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmede enflasyon farkını düzenleyen 7’inci madde vardı. Buna göre, 2015 yılında kamu görevlilerine ve emeklilerimize öngörülen kümülatif zammın üzerinde bir enflasyon oluşursa, enflasyon farkı ödenmesini hükme bağlanmıştı. Ancak 2013 yılında imzalanan o madde değiştirildi ve bu da bizim cebimizden yüzde 1.8 çalınmasına neden oldu. Eğer o maddeyi kanunsuz, ahlaksız bir şekilde değiştirmeselerdi, bugün yüzde  2.71 enflasyon farkı alacaktık.

2017 yılı Ağustos ayında başlayan toplu sözleşmede de yetkili sendikanın yöneticileri tiyatroya devam etti. Kapalıyız dövizleri göstermeler, 4-5 puanlık artış olmaz ise imza atmayız restleri(!), bu teklif elimize kalemi vermiştir ama içine mürekkebi koymamıştır gibi süslü cümleler havada uçuşurken bir baktık 0,5 puanlık artışa balıklama dalıp imzalar atılmış. Yazıklar olsun kamu çalışanlarını masada satanlara!”

Kamu çalışanlarına seslenen Kocakaplan, “Türk Memurunun gerçek dostu Türkiye Kamu Sen ve bağlı sendikalardır. Artık çalışanlarımız bunun farkına varmalı sendikal tercihlerini buna göre yapmalıdır. Haklarınız için biz mücadele ediyoruz, yandaşlar, sarı sendikalar değil” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı M. Yaşar Şahindoğan da 3600 ek göstergenin sözünün yerine getirilmesini istedi. Ek gösterge sözünün ikinci 100 günlük eylem planında yer aldığını, bu planın süresinin de 17 Mart tarihinde dolacağını hatırlatan Şahindoğan, “Türkiye Kamu-Sen olarak, bütün kamu çalışanların ek göstergelerinin yükseltilmesi ve ek göstergeden faydalanamayan yardımcı hizmetler sınıfında çalışan arkadaşlarımıza ek gösterge hakkı verilmesi talebini içeren bir yasa tasarısı hazırlayarak, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı marifetiyle ile TBMM’ye sunduk. Ümit ediyoruz ki, Türkiye Kamu Sen’in hazırladığı bu öneriye tüm siyasi partilerimiz sahip çıkar. Diliyoruz ki ek gösterge sözü en kısa sürede hayata geçirilir” dedi.

MEB, yönetici görevlendirmede görev süresi uzatma duyurusunun hayal kırıklığı yarattığını belirten Şahindoğan, “Söz konusu duyuru daha önce geri çekilmişti ve doğru bir iş yapılmıştı. Yazılı sınava girmeden atanan birilerine bir de görev süresi uzatma kıyağı geçilmesi ahlakı by pass etmektir. Sayın Ziya Selçuk’un yönettiği bakanlığın çizgisinin bu noktada olması hem üzücü, hem de düşündürücüdür. MEB’i gerçekte kim ya da hangi paralel yapı yönetmektedir de huzuru dinamitleyici, adalet ve liyakati katleden bu uygulamalar yapılabilmektedir.
Türk Eğitim Sen , dün olduğu gibi bugün de bunu reddetmektedir ve buna karşı mücadele edecektir. Aşil tendonu olan yöneticilerin sınavsız görev süresi uzatmasına onay veren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, adalet bekleyen eğitimcileri hüsrana uğrattığı gibi, kendinden önce liyakat katli yapan bakanların bu suçuna ortak olmuştur. Bakan değil gören olacağım diyen Ziya Selçuk, bu açık haksızlığı görmek ve ortadan kaldırmak yerine MEB’i işgal eden paralel çetelere teslim olmuştur. Bu saatten sonra Sn. Ziya Selçuk, sadece bakandır. Bakan ama göremeyendir” diye konuştu.

Sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımını da eleştiren Şahindoğan, “Sözleşmelilik sistemi modern köleliktir, Anayasal hakları bile yok sayan bir uygulamadır. Bu uygulama devletimize yakışmamaktadır. Devletimiz köle değil, kadrolu devlet memuru istihdam etmelidir. Öte yandan talebimiz tüm öğretmenlerin sadece kadrolu ve KPSS puan üstünlüğüne göre atanmasıdır” dedi.

Toplantının son bölümünde ise Şube Başkanı Ertekin Engin, yeni dönem için Ankara 3 No’lu Şube’nin hedeflerini ve ilçe temsilcilikleri ile ilgili istatistikleri açıkladı.